top of page

Yıllardır kadınlara cinsellik üzerine eğitimler verirken fark ettiğim en önemli şeylerden biri; Biz orgazmı yanlış anlamışız

5 Ağu
2 dakikada okunur

Yıllardır kadınlara cinsellik üzerine eğitimler verirken fark ettiğim en önemli şeylerden biri şu oldu:

Biz orgazmı yanlış anlamışız.

Orgazmı nasıl yaşayacağımızı bilmediğimiz için değil…

Bedenin en zeki ve doğal ifadelerinden birini, ulaşılması gereken bir hedefe dönüştürdüğümüz için.

“Oldu mu?”“Ne kadar sürdü?”“Neden bu kez olmadı?”“Bende bir problem mi var?”

Sanki beden bir sınava giriyor ve sonunda “başarılı” belgesi alması gerekiyor. :)

Oysa orgazm ile orgazmik olmak aynı şey değil.

Orgazm, bedende gerçekleşen bir deneyimdir.Orgazmik olmak ise hayatla kurduğumuz bir ilişkidir.

Duyumların içimizden geçmesine izin verebilmek…Onları hemen kontrol etmeden, büyütmeye çalışmadan ya da bir sonuca ulaştırmadan hissedebilmek…

Çalışmalarım sırasında tanıklık ettiğim en derin orgazmik açılmaların bazıları penetrasyonla, dorukla ya da bildiğimiz anlamda “orgazm olmakla” ilgili değildi.

Bazen yirmi yıldır akmayı bekleyen gözyaşlarıydı.

Bazen yıllardır kendini korumak için kasılmış bir omurganın ilk kez yumuşamasıydı.

Bazen bir kadının kalbinin açıldığını hissetmesi…

Bazen de ilk kez, haz almak için güzel, çekici ya da “başarılı” olmak zorunda olmadığını fark etmesiydi.

Beden, hazzın birçok dilini biliyor.

Biz yalnızca bir tanesini konuşmayı öğrendik.

Bugün bilim de orgazmın yalnızca cinsel organlarda gerçekleşen mekanik bir tepki olmadığını gösteriyor.

Beyin, sinir sistemi, duygular, anılar, hormonlar, dikkat ve beden algısı bu deneyimin içinde birlikte çalışıyor.

Yani haz yalnızca “doğru noktaya dokunmakla” ilgili değil.

Bedenin ne kadar güvende hissettiğiyle, ne kadar gevşeyebildiğiyle ve kendisini ne ölçüde deneyime bırakabildiğiyle de ilgili.

Bu nedenle sinir sistemi sürekli kendini korumaya çalışırken, bedenin derin bir hazza açılması zorlaşabilir.

Belki de şifalandıkça hazzın genişlemesinin nedeni budur.

Şifalanma bizi “daha iyi” ya da “daha orgazmik” insanlar yapmaz.

Yalnızca bedenimizin almak, hissetmek ve açılmak için önüne koyduğu eski savunmaları yavaşça görünür hâle getirir.

Kadim Tantra ve Tao öğretileri de yüzyıllardır bedenin yalnızca fiziksel olmadığını; nefes, dikkat, farkındalık ve yaşam enerjisi aracılığıyla konuşan daha ince bir alan taşıdığını anlatıyor.

Buna ister enerji bedeni diyelim, ister içsel beden farkındalığı, ister sinir sistemiyle temas…

Davet aynı:

Daha yoğun bir deneyim aramadan önce, duyumlarla yakınlık kurmak.

Çünkü asıl mesele yeterince orgazm yaşamamamız olmayabilir.

Belki de asıl mesele, her gün önümüzden geçen binlerce küçük haz anına karşı hissizleşmiş olmamızdır.

Güneşin tenimize değmesi…Bilinçli bir nefesle göğsümüzün genişlemesi…Uzun bir ağlamadan sonra kalbimizde beliren titreşim…Acele etmeyi bıraktığımızda bedenimizde dolaşan o ince karıncalanma…

Haz, cinsellikten çok daha büyüktür.

Cinsellik yalnızca bize, yaşamın tamamına ait olan bu kapasiteyi hatırlatır.

Kadınlara öğretilen en büyük yanılgılardan biri, orgazmın “doğru” bir yolu olduğu ve doruğa ulaşmanın iyi bir yakınlığın ölçüsü olduğudur.

Oysa her bedenin dili, ritmi ve açılma biçimi farklıdır.

Belki de artık sormamız gereken soru:

“Nasıl daha güçlü bir orgazm yaşayabilirim?” değil…

“Hayatın ne kadarını gerçekten hissetmeme ve almama izin veriyorum?”

Çünkü belki orgazm hiçbir zaman varılacak son nokta değildi.

Belki yalnızca bedenin canlılığa karşı savunmasını bıraktığı anlarda, nelerin mümkün olabileceğini gösteren küçük bir pencereydi.

Belki bedenin daha fazla uyarılmaya ihtiyacı yoktur.

Belki daha fazla güvene…Daha fazla zamana…Daha fazla nefese…Ve daha fazla mevcudiyete ihtiyacı vardır.

Ve belki keşfedebileceğin en erotik şey, yeni bir teknik değil…

Kendi alma ve kabul etme kapasiten.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


İletişim

Shakti House Turkey Fora Ovacık Evleri No: 7/11 Ovacık Gebze
info@shaktihouseturkey.com

  • Instagram
  • YouTube
  • Spotify
  • Whatsapp
bottom of page